Turkish (Turkiye)Deutsch (DE-CH-AT)English (United Kingdom)
Gästebuch
Titel:
Name:
E-Mail Adresse:
Seite:
Bild für Sicherheitscode: Sicherheitscode Sicherheitscode neu laden
   
 

Gast ekim 1917

Diyanet'e dev bütçe (03.02.12) – Dinci-gerici AKP hükümeti eğitim ve sağlık gibi temel kamu hizmetlerine ayrılan bütçe ödeneğinde kesintiler yaparken, Diyanet İşleri Başkanlığı'na ayrılan bütçe her yıl artıyor. AKP hükümetinin şefi Erdoğan'ın, "dindar nesil yetiştireceğiz" sözlerine paralel olarak da Diyanet'ten yeni projeler geliyor. Diyanet bütçesinde yüzde 22.4'lük artış Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, 2012 bütçesinden aldığı 3.9 milyar liralık pay bir önceki yıla göre, yüzde 22.4'lük bir artışı ifade ediyor. Bu artış, AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana, Diyanet bütçesinde gerçekleşen en yüksek oran. 2003 yılından, bugüne kadar Diyanet İşleri Başkanlığı'na ayrılan bütçe payları ise şöyle: 2003 - 771 MİLYON TL 2004 - 1 MİLYAR TL 2005 - 1 MİLYAR TL 2006- 1.3 MİLYAR TL 2007- 1.6 MİLYAR TL 2008 - 2 MİLYAR TL 2009 - 2.5 MİLYAR TL 2010 - 2.7 MİLYAR TL 2011 - 3.2 MİLYAR TL 2012 - 3.9 MİLYAR TL Diyanet İşleri Başkanlığı 2012-2016 planında gençlerden, kadınlara, engellilerden mültecilere kadar birçok kesime ulaşmayı planlıyor. Kurumun 2012-2016 Stratejik Planı'nda yer alan bilgilere göre, 'gençlerin ahlakını korumak' adı altında dinsel gericilik toplum geneline pompalanacak. Bu kapsamda dini içerikli romanlar yazılacak, yaygın eğitimde kullanılmak üzere ücretsiz yayınlar hazırlanacak. - Başkanlık merkezinde 'irşat ekipleri' oluşturulacak. Aile irşat ve rehberlik bürolarının hizmet etkinliği arttırılacak. - Cami dışı din hizmetleri için özel kadrolar oluşturulacak. - Din görevlileri cami dışı din hizmetlerine teşvik edilecek. Cami derslerine etkinlik kazandırılacak. - Aile konusunda çalışma yürüten diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılacak. - Gençlere ve yetişkinlere yönelik dini bilgiler içeren eden eserler hazırlanacak. - Öğrencilere yönelik umre hizmetleri geliştirilecek. - Medyada yer alan dini programlara Diyanet temsilcilerinin katılımı sağlanacak. alinti.

Freitag, 03. Februar 2012

Gast ekim 1917

Türkiye Proleteryasýnýn Önderi Mustafa Suphi Yoldasi 87.YILDÖNÜMÜNDE ANIYORUZ Yýl 1921, 28 Ocak Karadeniz sularý, Kemalist diktatörlüðün katlettiði Türkiye proletaryasýnýn önderi Mustafa Suphi ve 14 yoldaþýn kýzýl kanlarýyla rengini deðiþtirdi. Böylece Türkiye proletaryasý 15 yiðit komünist evladýný yitiriyordu. Mustafa Suphi 1883’te doðdu 1883’te Giresun’da doðdu. Ýstanbul Hukuk Fakültesini ve Paris Siyasi Ýlimler okulunu bitirdi. Paris’te okulunu bitirirken bitirme tezi olarak Türkiye Tarým Kredileri Teþkilatýnýn Durumu ve Geleceði üstüne bir çalýþma hazýrlamýþtý. Bu arada Pariste bir yandan Tanin gazetesi muhabirliðini yapýyor, öte yandan da sendikalar, iþçi örgütleri ve siyasi partiler üzerine incelemeler yapýyordu. 1908’de Türkiye’ye döndü. Çeþitli gazetelerde yazýlar yazdý. Üniversitelerde hukuk ve iktisat hocalýðý yaptý. 1912’den itibaren Türkiye iþçi ve köylülerini yok yere kýrdýran emperyalist savaþlara, emperyalist yaðma savaþlarýna karþý çýktý ve Alman iþbirlikçisi ittihatçý kompradorlarla mücadeleye baþladý. Bu tarihte de Milli Meþrutiyet-Perver Fýkrasýný kurmak için ithal(uyarý) gazetesini çýkarýyordu. Mustafa Suphi, Alman iþbirlikçilerinin diðer muhalifleriyle birlikte 1913 yýlýnda Sinop’a sürüldü. 1914’de buradan kaçarak Rusya’ya geçti. 1. Emperyalist Dünya savaþý baþlayýnca Çarlýk tarafýndan Urallara sürülen Mustafa Suphi, Burada Bolþeviklerle ve Türkiyeli devrimcilerle iliþki kurdu ve komünizmi benimsedi, Türk savaþ esirleri arasýnda yoðun bir ihtilalcý çalýþma yürüttü. Ayný zamanda iþçilerle birlikte demir yollarýnda çalýþýyor ve onlarýn hayatýný ve kaderini paylaþýyordu. Moskova, Kazan, Sanara, Ufa ve Sarotov gibi þehirlerde Ýdil ve Ural bölgelerinden ilk Türkiyeli komünist gruplarýný teþkilatladý. Bolþevik partisi islam bürosunda görev aldý. Mustafa Suphi büyük Ekim devriminden sonra Moskova’da ilk Türkiyeli komünist gazetesi Yeni Dünya’yý çýkardý. Yedi Türk lehçesinde yayýnlanan bu gazete, Türkiyeli iþçilerle Tatar devrimcilerinin birlikte çýkardýklarý bir yayýndý. Mustafa Suphi ve Rusya’daki Türkiyeli komünistlerin amaçlarý baðýmsýz bir Türkiye komünist partisi teþkilatlamak ve Anadoludaki kurtuluþ savaþýna katýlarak ulusal devrimin sosyal devrim yönünde geliþmesini saðlamaktý. Türkiye Komünist Partisinin kurulmasý yolunda atýlan ilk adým 25 Temmuz 1918’de Moskovada toplanan Türkiyeli sol sosyalistleri konferansý oldu. Bu kongreye Türkiye’li iþçi ve köylüleri temsil eden yirmi iþçi ve köylü delege katýlmýþtý. Kongreye Rus komünist Partisinin (Bolþevik) Ýdil, Ural, Tatar ve Baþkýrdýlarýnýn temsilcileri katýldýlar. Konferans sonunda Türkiye Ýþtirakiyyum (komünist) Teþkilatý (TKT) kuruldu ve merkez komitesi baþkanlýðýna Mustafa Suphi getirildi. Mustafa Suphi, 1918 Kasýmýnda Müslüman Komünistleri birinci kongresine katýldý. Stalin’in baþýnda bulunduðu Milliyetler Komiserliðine baðlý olarak kurulan bütün Rusya Müslüman Ýþleri Merkez Komitesi üyesi ve uluslararasý Doðu Propaganda dairesi Türk kesimi baþkaný olarak çalýþtý. 1918 Aralýk ayýnda Petrograd’da yapýlan Uluslararasý Devrimler Toplantýsýna ve 1919 Martýnda Moskovada toplanan 3. Enternasyonalin birinci kongresine Türkiye delegesi olarak Mustafa Suphi katýldý. Yine bu yýllarda Rusya’nýn çesitli yerlerindeki esir düþmüþ olan Doðu halklarýný uyarmak için, Rezan, Astrahan, Kazan, Samara, Saratof, Moskova gibi þehirlerde Türk komünist Teþkilatlarýný örgütledi. Bu teþkilat daha sonra toplanan 3. Enternasyonalin 2. kongresine delege ile katýldý ve gelecek kongreye ise dörtoyla katýlma hakkýný aldý Mustafa Suphi, bu kongrede Türkiye halkýnýn ve proletaryasýnýn temsilciliðini yaptý. Yeni Dünya Gazetesinin çýkarýlmasýný islam komiserliði ve Stalin kendisi saðlamýþtý. Mustafa Suphi’nin saðlam devrimci karekteri ve proletarya davasýna sarsýlmaz baðlýlýðý ve devrimci siyaseti derinden kavramasý onun büyük devrimci önderler içerisinde haklý bir güven yaratmasýna sebep olmuþtur. Türkiye Ýþtirakiyyum Teþkilatý merkezi 1919 baþýnda Türkiye ile daha sýký kurabilmek için Kýrým’a geldi. Mustafa Suphi burada Bolþeviklerle beraber çalýþarak bir “ Müslüman Komünistler Ülke Bürosunu” kurdu. Burada Kýrým haberler gazetesi ve yeni dünya günlük olarak yayýnlandý. Ayrýca çeþitli broþürlerde çýktý. Sonra Kýrým’da bir parti okulu açýldý. Bu okulda eðitilen bir iþçi ve köylü proletarya davasýnýn sadýk savunucularý oldular. Kýrým’da Mustafa Suphi ”Anayasa ve kominizm Programý” gibi eserlerde yayýnladý. Ayrýca sürgündeki ve esir düþmüþ Türk ve diðer milletlerden halklardan Beynemilen Þark Alayý kuruldu. Türk kayýkçýlarýyla da Anadoluya kadrolar ve yayýnlar gönderilmeye baþlandý. Mustafa Suphi’nin yönetiminde kurulan Türkiye Komünist Teþkilatý Telif ve Tercüme komisyonu þu eserleri çevirmiþtir: ”Anayasa, Komünist Partisi Programý, Lenin’nin Hayatý, Lenin’in Burjuva Demokrasisi ve Prolet arya Diktatörlüðü Hakkýndaki Görüþleri, Komünist Programýnýn Açýklanmasý, Komünist Manifestosu (Bildirisi), Kýrmýzý Ordu Kýtatý, Fýkra Hücreleri Talimatnamesi, Çocuk Dostu, Mektebe Kazandýrma Terbiye Müsasseleri Talimat ve Programlarý Kýrým’ý Urangeli’in beyaz ordularý istila edince Mustafa Suphi, Odesa’ya hareket etti ve çalýþmalarýný orada sürdürüldü. O tarihlerde Mustafa Kemal, ihtilale destek saðlamak için Bolþevikler’le iliþki kurmaya çalýþýyordu. Bu amaçla Odesa’daki Mustafa Suphi ile haberleþti. Mustafa Suphi, Milli ihtilali desteklediklerini Mustafa Kemal’e bildirdi Türkiye Ýstirakiyyum Teþkilatý adýna Mustafa Suphi Milli mücadeleye yardým yapmak için Moskova’ya giderek Bolþevik Partisi Merkez Komitesi ile bir görüþme yaptý. Teklifi kabul edildi. Anadoluda emperyalist iþgale karþý silahlý mücadelenin baþlamasý üzerine Rusya’daki Türkiye komünistlerinin önderleri Anadoluya geçmeye karar verdiler. Mustafa Suphi Kafkas yolu kapalý olduðu için Anadolu’ya Türkistan üzerinden gitmeye çalýþtý. Fakat, buradaki karþý devrimci faaliyetlerin bastýrýlmasý için kendisine ihtiyaç olunca bir yýl kadar Türkistan’da kaldý. Bununla beraber, bazý arkadaþlarýný doðuya gönderdi. Türkistan’da Yeni Dünya’nýn yayýnýna devam edildi ve Türkiyeli askerlerinden oluþan bir askeri birlik kuruldu. Ayrýca Mustafa Suphi uluslararasý Doðu propaganda konseyinin Türkistan þubesini teþkilatladý. Bu teþkilatla Kars,, Buhara, Hiva, Ýran-Türkiye komünist teþkilatlarý birleþtirmeyi baþarýr Mustafa Suphi Taþkette iken, Türkistan komünist partisi 3. kongresine de alýndý ve bu parti ile odaklaþa çalýþarak bütün doðu halklarýnýn kurtuluþu davasýna önder bir yönetici olarak hizmet etti. Mustafa Suphi ve yoldaþlarý 1920 Mayýs’ýnda bütün teþkilatla birlikte Bakü’ye geldiler. Bura da eski Türk komünist grubu yeniden ele alýnarak kuruldu ve Türkiye komünist teþkilatýnýn bir kolu olarak düzenlendi. Mustafa Suphi Alman iþbirlikçisi Ýttihat ve Terakinin adamý Bahattin Þakir’i kurduðu sahte”Türk Komünist Partisi”ni yýktý ve açýða çýkardý. Anadolu’dan baþlayan ulusal mücadeleye katýlmak için Mustafa Suphi, bu defa da Azerbeycan’da bir seferberlik ilan etti. Bu teþkilatlanma çalýþmasýyla beraber, yoðun bir yayýn faaliyeti baþladý. Yeni Dünya dört bin nüsha basýlýyor, iki bini Anadolu’da daðýtýlýyordu. Ayrýca Gençlik adlý bir gazete ve çeþitli broþürler yayýnlandý. Parti okulu açýldý. Türkistan da iken kurulmuþ olan askeri birlik milli mücadeleye katýlmak amacýyla geliþtirip ve 1200 kiþilik bir kýzýl alay haline getirildi. Nahcivan da, Anadolu ile iliþkileri saðlamak üzere bir þube kuruldu. Erzurum, Sivas, Ankara ve Karadeniz sahillerinde faaliyetlere giriþildi. Mustafa Suphi ve arkadaþlarý 1 Eylül 1920’de toplanan Bakü Þark milletleri kurultayýna katýldýlar. Mustafa Suphi 10 Eylül 1920’de 74 delegenin katýlmasýyla birinci Türkiye Komünist Partisi(TKP)nin kongresini topladý. Bu kongreye bizzat Mustafa Suphi ve yoldaþlarýnýn hazýrladýðý Tüzük ve programý teklif edildi, onaylandý. Ve böylece ülke çapýnda hareketi kucaklayan Türkiye Komünist Partisi kuruldu. Mustafa Suphi’nin proletaryasýnýn ve halkýn davasý ve ulusal baðýmsýzlýk için adadýðý hayatý devrimciler ve halk için örnektir. Yýlmaz mücadele ruhu, devrim davasýna baðlýlýðý yýðýnlarý etkileme ve teþkilatlama yetenekleri Mustafa Suphi yaptý. O’nun mücadelesi, fikirleri ve yetenekleri, devralmamýz ve sürdürmemiz gereken deðerli bir mirastýr. Mustafa Suphi yoldaþý yaþamý, krallýða, sultanlýða, Çarlýða ve dünya kapitalist emperyalist sömürü sistemine karþý militan kavgadan ibaretti. Hayatýný sýnýfsýz ve sömürüsüz bir dünya için mücadeleye adamýþtý. Mustafa Suphi, yetenekli bir örgütleyici, militan bir eylemci ve Marksist-Leninist önder özelliklerine sahip olan Mustafa Suphi yoldaþ, mücadele hayatýnda proleter enternasyonalizmine sonuna kadar baðlý kaldý. Mustafa Suphi ve 14 yoldaþý, baþýný Kautsky'nin gerektiði Ýkinci Enternasyonal oportünizmine karþý mücadele Leninizm’in bayraðýný kararlýklar dalgalandýrdýlar. Mustafa Suphi yoldaþ, Çarlýk Rusya’sýnýn Ural bölgesinde sürgündeyken, Lenin yoldaþýn önderliðindeki Bolþevik Partisine üye oldu. Ekim Devriminin zaferine dek Çarlýðýn yýkýlmasý için Bolþeviklerin saflarýnda mücadelesini sürdürdü. Ekim devriminin özellikle doðu halklarýndaki devrimci uyanýþýnda onemli etkisini gören Mustafa Suphi yoldaþ doðu halklarýnýn bu devrimci uyanýþýný hýzlandýrmak için kararlý bir mücadele sürdürdü.” Doðu Enternasyonal Birliði” adýnda silahý bir askeri birlik örgütlendi Ayrýca "Doðu Halklarý Komünist Örgütleri Merkez Bürosu”nda aktif rol oynadý. Mustafa Suphi yoldaþýn Komünist Enternasyonalin II. Dünya Kongresi ile ilgili olarak kaleme aldýðý yazýdaki þu sözler onun doðu halklarýnýn devrimci uyanýþýna beslediði derin umudu ve inancý ifade ediyordu: " Þimdi Üçüncü Enternasyonalin karþýsýnda duran önemli mesele, batý proletaryasý gibi, doðunun derin karanlýklarýnda ezilen ve yoksul halklarý da kendi etrafýnda birleþtirmeyi ve emperyalizme karþý Asya'da yükselecek büyük bir yumruk hazýrlamayý baþarmaktýr.” Türkiye’nin emperyalist iþgal altýnda bulunduðu yýllarda Mustafa Suphi yoldaþ, Türkiye'nin durumuyla yakýndan ilgilendi. Sýcak baðlar kurmak için çaba sarfetti. O her þeyden önce ülkenin "mazlum amale ve rençberlerine" sonsuz bir güven duymaktaydý. Mustafa Suphi ve yoldaþlarý Komünist partisinin kurulmasý için hizh bir faaliyet içine girdi, ilk adým olarak 1918 yýlýnda “Yeni Dünya" adlý komünist gazeteyi çýkardý. Mustafa Suphi yoldaþ emperyalist iþgale karþý yiðitçe baþkaldýran Anadolu'nun fedakar köylülerinin ve iþçi sýnýfýnýn mücadelesinin önderliðini ele geçirmek isteyen komprador burjuvazi ve toprakagalarýnýn temsilci Kemalistleri bu miicadele sonucu halkýn kazanýmlarýný gaspedeceklerini "Milli Müdafa" ile baþlýyan hareketin " zulüm ile çarpýþtýkca ezilen iþçi köylü sýnýflarýnýn gönüllerini fetheden devrim hareketi"ne yönelik geliþmezse " er geç iflasa mahkum olacaðýný" da o zaman tespit etmekteydi. Mustafa Suphi yoldaþ emperyalist iþgal altýnda bulunan " Türkiye'nin Mazlum Amele ve Rençberlerine” þu çaðrýda bulunuyordu. "Emperyalist hükümetlerin bugün memleketimize ve halklarýmýza saldýran ordularýna karþý savaþa kalk”. Mustafa Suphi yoldaþ iþçi sýnýfýnýn ve köylülerin kurtuluþunun ancak devrimle mümkün ola-bileceðini, ancak böyle bir devrimin Komünist partisi önderliðinde kitlelerin eseri olacaðý temel ilkesini kararlýlýkla savunarak her türlü reformcu, uzlaþmacý teorilere karþý çýktý. Proletaryanýn baðýmsýz devrimci siyasetini devam ettirebilecek komünist partisinin kuruluþu için sistemli olarak yürüttüðü çaba 10 Eylül 1920'da sonuçlandý. Mustafa Suphi yoldaþýn baþkanlýðýnda, Bakü'de yapýlan kongrede TKP'i kurdu. Parti baþkanlýðýna Mustafa Suphi yoldaþ, genel sekreterliðine ise Ethem Nejat yoldaþ getirildi. Her türlü uzlaþmacý teorilere karþý Mustafa Suphi yoldaþýn þu sözleri vurucudur. "Komünist partisi devrim hareketinin yeni girdiði geliþmemiþ memleketlerde, emperyalizme karþý varlýðýný savunan milli kuvvetlere yardýmla birlikte, genellikle sermayedarlar idaresine karþý, sýnýf mücadelesi duygusunun emekçi halk içinde derinleþmesine uygun yollar bulmalý ve mutlaka teþkilatýn baðýmsýzlýðýný korumalýdýr.” (Mustafa Suphi'nin hazýrladýðý TKP 1. Kongresinin “Sömürgeler ve Milletler Hakkýnda Karar”dan.) Mustafa Suphi, yoldaþýn en büyük eseri TKP idi. Öte yandan TKP’nin kuruluþundan en çok rahatsýzlýk duyan Kemalist güçler yeni planlar kurdular. Nitekim, Kemalist diktatörlük kendisini bertaraf edebilecek þeyin ancak böyle demir disiplinli bir Komünist parti önderliðinde geliþecek mücadelenin olduðunu bildiðindendir ki, komünist partisini daha kuruluþunun baþýnda darbeleyip etksiiz hale getirmek, önderlerini yok etmek için bir dizi burjuva ayak oyunlarý tezgahladý. Önce Mustafa Kemal’in talimatýyla sahte bir komünist partisi kurduruldu. Mustafa Suphi ve yoldaþlarýnýn þiddetli teþhiri sonucu kýsa zamanda bu “Komünist Partisi”nin sahtekarlýðý açýðý çýkartýldý. Bu kez Kemalist diktatörlük komünist önderleri katletme planlarýný hazýrladý. M. Kemal Mustafa, Suphi’ye çaðrýlar yolladý. Mustafa Suphi yoldaþ bu çaðrýlarýn arkasýndaki burjuva ayak oyunlaýrýný pek göremesi olacak ki, ihtiyatý eld e býrakarak Millet meclisinin ve bizzat Mustafa Kemal’in daveti üzerine bir an önce ulusal kurtuluþ mücadelesine katýlmak için 1921 Ocak ayýnda Kars’a gelen Mustafa Suphi önderliðindeki TKP heyeti burda Kemalist diktatörlüðün alçakça saldýrýlarý ve provakasyonlarýna maruz kalmalarý üzerine, Trabzona geçmek zorunda kaldý. 28 Ocak'ta Trabzon'a vardýðý zaman, 14 yoldaþý ile birlikte silahlarý elinde olarak bir sandala bindirildiler. Sandalýn denize açýlmasýnýn hemen arkasýndan, katillerin doldurulduðu ikinci bir sandalla M.Suphi ve yoldaþlarý izlendi. Kemalist diktatörlüðün bu eli kanlý katilleri Mustafa Suphi ve 14 yoldaþýný süngülerle 28-29 Ocak 1921 gecesi Karadenizin ortasýnda alçakça katlettiler. Böylece Türkiye'nin “mazlum amele ve rençberleri” TKP’nin önderleri 15 komünist evladýný yitiriyordu.Mustafa Suphi ve 14 yoldaþýnýn alçakça katle dilmesi üzerine TKP'nin yönetimi Þefik Hüsnü ve diðer oportünist hempalarýný eline geçti. Þefik Hüsnü 40 yýllýk yönetimi boyunca Kemalist diktatörlüðün kuyrukculuðu teorisini geliþtirdi. Sosyal þoven bir çizgi izledi. Proletaryanýn baðýmsýz siyasetinden kopan kitlelere yabancýlaþan TKP ünlü 1951 tevkifatýyla çöktü. Oportünist önderlerin bir kýsmý tutuklandý. Bir kýsmý ise soluðu yurt dýþýna kaçarak aldý. Bunlarýn arasýnda Yakup Demir'in önderliðindeki Þüreka bir tebela partisi kurdu. Yakup Demir kliði Stalin'in ölümünden sonra Bolþevik partisini gaspeden Kruþçev revizyonizminin sadýk izleyicileri haline geldiler. Sovyetlerde kapitalizmin adým adým restoresi sonucu Sosyal-emperyalist ülke haline gelmesine paralel olarak tabele partisinden öteye gitmeyen TKP de sosyal-faþist bir karakter kazandý. Yakup Demir önderliðindeki bu ihanet þebekesinin TKP'siyle Mustafa Suphi yoldaþýn TKP'si arasýnda en ufak bir benzerlik dahi yoktu. Sonrasýnda da TKP adýna hareket eden bir çok çevre oldu ama bunlarýn hemen tümüde reformist parlamentarist çizginin dýþýna çýkamadýðý gibi M.Suphi yoldaþýn deðil ama Þefik Hüsnü’nün TKP’sinin mirasçýlarý olmaktan kutulmadýlar. Bugün bir çok dergi çevresi ve akýmýn Mustafa Suphi'ye sahip çýkmalarý hiç de gerçekci deðildir. Çünkü Mustafa Suphi yolunda ilerlemek her türden revizyonizme, sýnýf uzlaþmacýlýðýna, faþist þovenist saldýrýlara ve sosyal þovenizme karþý proletaryanýn baðýmsýz devrimci siyasetini kararlýlýkla savunmakla mümkündür. Bugün faþist diktatörlüðün iþçi,emekçi ve Kürt düþmanlýðý yapan ýrkçý þovenist politikalarýna payanda olanlar ve Kürt sorununda sosyal þovenist bir konumda duranlara, Mustafa Suphi'nin fikirleri deðil, Þefik Hüsnü'nün oportünist fikirleri ýþýk tutmaktadýr. Mustafa Suphi yoldaþ mücadelesi boyunca emperyalist savaþa karþý ve iþbirlikçilerine karþý kararlý bir mücadele yürüterek proletaryanýn baðýmsýz devrimci siyasetini sonuna dek savundu. Çünkü Mustafa Suphi yoldaþ proleter enternasyonalist bir komünistti. Bu bakýmdan Marksizm-Leninizm’in kendileriyle baþladýðýný iddia edenler, Mustafa Suphi'nin bize býraktýðý deðerli mirasa sahip çýkmalarý sahtekarlýktan öteye gitmez. Ayný zamanda Mustafa Suphi'nin çizgisi ile Þefik Hüsnü'nün sosyal þoven çizgisinin ayný kefeye koyanlarýn böyle bir iddialarý da lafýzlardan öteye gitmez. Bu komünist mirasa sahip çýkmak bu temelde geliþmek ancak bugün anti.Marksist akýmlarýn saldýrýlarýna karþý bu davayý titizlikle korumakla mümkündür. Komünist hareket M-L düþman akýmlara karþý mücadele içinde bu deðerli mirasýn temelinde geliþmektedir. Komünist hareket, bugün M-L kendisiyle baþladýðýný iddia etmekte olan her türden oportünist inkarcýlýða karþý mücadele ederek bu mirasý titizlikle korumaktadýr.Mustafa Suphi yoldaþýn fikirleri bugün her zamankinden daha çok bize ýþýk tutmaktadýr. Komünist hareket anti-Marksist akýmlara karþý ve inkarcýlýða karþý kararlý mü cadelesini proletarya partisini kurma tarihi görevini yerine getirecek bu mirasa layýk olduðunu ispatlayacaktýr. Türkiye iþçi sýnýfý ve emekçi halk kitleleri katlediliþlerinin 87. yýldönümünde Mustafa Suphi ve 14 yoldaþýný unutmayacaktýr. Onlarýn mücadeleleri, bugün Türkiye devriminin yolunu aydýnlatmakta ve faþist diktatörlüðü yýkma ve iþçilerin ve emekçilerin devrimci konseyler iktidarýný kurma mücadelesinde,iþçi sýnýfýný ve ezilen halk kitlelerinin elinde kanlarýyla kýzýllaþan bir bayraktýr. Ve bu bayrak kavgamýzda hep dalganacaktýr. Bu haberin geldigi yer: DHB

Mittwoch, 01. Februar 2012

GastRADYO DENIZLERINSESI:

RADYO DENIZLERINSESI: ( 19 Ocak 2007 tarihinde Şişli Osmanbey'deki Agos gazetesi önünde katledilen Ermeni gazeteci Hrant Dink, ölümünün 5. yıldönümünde Saygiyla anıyoruz. Yaşasın halkların kardeşliği!”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.

Donnerstag, 19. Januar 2012

Mehmet SECKiN: DAVETiYE

Avrupa`da yasayan tüm canlarimiz davetlidir!

 

Başta köylülerim ve cevre köylerimin canlari olmak üzere beni tanıyan tüm dost ve canlara en içten selam ve sevgilerimi sunuyorum.

 

Sevgili kardeşlerim ;

 

ben 29 Ocak 2012 Pazar günü Frankfurt Hesdel Atatürkçü Düşünce Derneğinin

davetlisi olarak konferans vermek için Almanya\'ya geliyorum.

 

Sizleride yanimda görmekten memnuniyet duyarim ,umarim sizlerinde katilimiyla güzel bir konferans olur! Hepinize en içten selam ve sevgilerimi sunuyorum...

 

YER : 29 OCAK PAZAR GÜNÜ FRANKFURT - HESDEL´DE Ki TÜRK EViNDE BULUSALIM !!!

 

Değerli dostlar,

 

 Hessdel ADD nin öncülüğünde Frakfurt Konsolosluğu Türk Evinde 29 Ocak Pazar günü saat 15.00'de olalacatır.

Butün dostlar davetlidir.

 

 Mehmet SECKiN

Dienstag, 17. Januar 2012

GastRADYODENIZLRINSESI:

Davut Sulari'yi Saygiyla anıyoruz. Büyük ozan, ölüm yıldönümde. Mahzuni önümüz bizim Bulunmaz kinimiz bizim Cahil bize dinsiz demiş Sevgidir dinimiz bizim RADYODENIZLERINSESI:.

Dienstag, 17. Januar 2012

Vedat TATAR: DAVET

KARAÖZÜLÜ ve KARAÖZÜ DOSTLARI ( KARAÖZÜ ŞAHRUHLULARI) BAYANLARIMIZI KAHVALTIDA BULUŞTURUYORUZ.

 

TÜM DOSTLARIMIZLA KONUŞMAK, DERTLEŞMEK ve HASRET GİDERMEK ARZUSU İLE BİRLİKTE KAHVALTI YAPMAYA DAVET EDİYORUZ..

 

SENEM DOĞANAY , GÜLER ADIGÜZEL (Doğanay)

Tarih: 21 Ocak 2012

 

Cumartesi Saat: 11:00-13;30

 

Yer : TBMM Mustafa Necati Kültür Evi Mitatpaşa Cad. No. 35

KIZILAY-ANKARA

Sonntag, 15. Januar 2012

GastGastDevrim in Yolu/ E...

DEVRİM ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR! 7 ocak 1994'te Dersim Mazgirtin Hezirge köyünde 5 kisilik TDKP Militanlari 2000'den fazla fasist diktatörlügün kollukgücleriyle catisma yasandı teslim ol cağrısına asıl siz halkin savascilarina teslim olun,Fasizme Ölüm Halka Hürriyet Solganlariyla karsilik vererek mermileri bitene kadar catistilar 9 saat süren çatışmada TDKP Militanlarinda Kemal UGDUL, Hamdullah BERK, Haskar KILIÇ, Şadiye AKYOL, Mahmut SÖNMEZ Onurlu bir direnis sergiliyerek Devrim ve Sosyalizm uğruna sehit düştüler onlarn mücadelesi bizimGastDevrim in Yolu/ Ekim mücadelemizdir! YAŞASIN DEVRİM YAŞASIN SOSYALİZM

Samstag, 14. Januar 2012

GastDevrim in Yolu/ Ekim ...

Rosa Luxemburg ve Karl Liebnecht anılacak (10.01.12) - Alman proletaryasının ve sosyalizmin önderlerinden Rosa Luxemburg ve Karl Liebnecht katledilişlerinin 93. yılında eylem ve etkinliklerle anılacak. Devrimci önderleri anmak için 14 Ocak günü Berlin'de Junge Welt dergisinin organize ettiği bir konferans yapılacak. Bu yıl 17.'si yapılacak olan konferansa her yıl olduğu gibi Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinden çeşitli devrimci partilere mensup konuşmacılar ve akademisyenler katılacak. Konferansta, Avrupa’daki proleter kitle hareketleri ile Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki halk isyanları konularında sunumlar gerçekleştirilecektir. 15 Ocak günü ise Rosa Luxemburg ve Karl Liebnecht Belin'deki anıt mezarlarınnda anma etkinliği gerçekleştirilecek. Almanya'nın diğer kentlerinden işçi ve emekçiler ile ilerici ve devrimci güçlerin de katılım göstereceği anma öncesinde kitlesel bir yürüyüş yapılacak

Mittwoch, 11. Januar 2012

GastRADYODENIZLERINSESI:

Gözaltında Polisler Tarafından öldürülen Gazeteci Metin Göktepe'yi Saygıyla Anıyoruz. işçi sınıfı ve emekçilerin devrimci sınıf mücadelesinde yaşamaya devam edecek RADYODENIZLERINSESI:

Samstag, 07. Januar 2012

GastEkim 1917

İsrail Dev doğalgaz rezervleri Orta Doğu'da savaş riski Kapalı Akdeniz'de İsrail ve Lübnan'a doğalgaz alanlarının kıyılarında yaklaşık 1 trilyon metreküp tutarında ve 120 milyar (!) € güncel bir piyasa değeri için uykuda yalan. Hasar İsrail ve Lübnan egemen sınıflar tarafından tahakkuk ettirilmektedir. Yeni bir savaş mümkün görünmektedir. "Tamar" ve 2009 yılında "Dalit" den sonra artık "Laviathan" adı verilen başka bir gaz sahası keşfedildi var. Yaklaşık € 120 milyar dolarlık bir cari piyasa değeri ile, son yıllarda en büyük keşfidir. "Discovery" Delek Drilling ve Avner Dor göre% 28.7 ile% 15.6 ile Noble Energy, Isramco arasında% 36 oranında bir İsrail-Amerikan iş grubu ve% 4 keşif olarak katılıyor - Noble Energy ABD dayanır İsrail tüm diğer şirketler. Şimdi sert bir İsrail egemen sınıf arasındaki hakları desteklemek için argüman ve Lübnan her doğal gaz fonundan kârlarını isabet hangi geliştirmiştir. Bu, özellikle en agresif karşı "kendi" kapitalistler savunan İsrail devletidir. Enerji sorunu yıllardır Siyonist yerleşim projesinin zayıf noktası olmuştur. Her zaman Filistin'in Siyonist kolonizasyon bir ideolojik gerekçe olarak kullanılmaktadır - - '70 'lerin başında, İncil'de geleneği ile ilgili olarak Başbakan Golda Meir vardı acı acı şikâyet ediyordu: "Biz Musa sorumlu bir şeydir. Bu arazi tek parça yağ yok Ortadoğu'da vermek için sonunda bize Çölü 40 yıl aldı. ". Yeni keşfedilen doğal gaz alanında bu sorunu çözebilir. "Bu İsrail tüm devlet için kutlama bir gün. Şimdi yüz yıl yetecek kadar enerji var. "Örneğin İsrail süper-kapitalist Isaac Tshuva, sevindi. "Kendi" kapitalistlerin çıkarlarını korumak hangi - - Ama İsrail potansiyel kar kullanımı konusunda İsrail Devleti'nin temsilcileri arasında acı bir çatışma ve Amerikan-İsrail grup başkanları tutuşturulmuş. Haklarının geliştirilmesi soru zaten tamamen İsrail'in lehine anlaşılır olurdu sanki, zaten doğal gaz önemli bir vergi artışı olan tartışılıyor olmasıdır. Yani Hükümet mevcut% 30 dan% 60 bir vergi artışı istiyor "insanlar ve Fona katılmak için uygun.". Bu bir saçmalık olduğunu, ancak, başlangıçtan itibaren açık. Kapitalist devletin insanlar için kurtarıcı olma iş değil, kendi güç hizmet şeyleri ödemek için tüm kapitalistlerin ortak fonudur. Bunu engelleyen ve uyutucu sosyal projeler için ya da yurtiçinde ve yurtdışında daha fazla militarize için bir çıkış olarak olun. İsrail'e bir çelişki burada neredeyse küçük bir kapitalist grubun kar kesecek bu nedenle var: Hükümet ne garanti sadece İsrail devletinin iş istikrar ve böylece bu ekonomik ve stratejik açıdan önemli bir konumda büyük Batılı güçlerin gücüne sahiptir Bu durum gelir gerekir. Bu, daha sonra da tüm egemen sınıfın çıkarları arkasında kapitalistlerin tek bir grup bir kez özel ilgi çekilmelidir. Bu tam kar Tahmin edebileceğiniz gibi değil, kesme, ve şimdi yedi lobiciler grupları doğal gaz daha düşük vergi İsrail'in yazılı emri einzusetzten sahip olduğu şirketlerin ABD-İsrail grup olduğunu - ve bu konuda zaman İsrail kamu anlayışı bulunuyor Reklam vermek. İsrail halkı yöneticilerin oyuncağı kalır. Fakat Lübnan da doğal gaz fon alacakları bildirildi. Böylece üç gün, Hizbullah, Hashem Safieddine Yönetim Kurulu Leviathan-Başkanın rapor keşfinden sonra konuşmak. O parti "İsrail'in Lübnan doğal gaz kaynaklarının yağma asla izin vermeyecektir" iddia ediyor. Hatta Hıristiyan-liberal "FPM" ve "Amal" benzer dile getirdi. Lübnan'da, Hizbullah başbakan olarak aday Nadschib Mikati seçim ile Ocak ayı sonunda kazandı. Mikati Alman telekom milyarder ve Arap bölgenin en önemli "iş adamlarının" biri önemli bir ortağıdır. İslam Hizbullah ("Allah'ın Partisi") İsrail devletine karşı ve Ortadoğu'da emperyalizmin etkisine karşı militan bir mücadele yayılır. O baskı, her türlü Lübnan halkı için emperyalizme karşı mücadele muafiyet olmamasına rağmen - bu sadece sosyalist devrim ve sosyalizmi inşa aracılığıyla Lübnan'da başarılı olabilir. Ve aynı zamanda üstünde bir milyarder ile yeni hükümet, potansiyel doğal gaz gelir insanların yararı için kullanılmaz burada açıktır, fakat egemen sınıfın gücünü korumak için. Far açık bir yasal Kendisine "ait" olarak doğal gaz keşfi ile İsrail hükümeti fiyatlar yasal olarak hala uzak zaten olsa bile açık ne toprak şimdi dev fon aittir. İsrail toprak alanı (fonların büyük bir kısmı ile ilgili olarak Lübnan tarafında) değil çok açıklar kendi "münhasır ekonomik bölge" bağımlı olmadığı için, ancak, tanımlanmış ne de boyutları, ya da uluslararası hukuk bağlayıcıdır ne. 200 deniz mili (367 km) sözde "Münhasır Ekonomik Bölge" ekonomik kullanım sağlar Kanunu, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'ne koyduğu iddia üsleri Lübnan, aksine. İsrail bir parti değildir. (Bu arada, ne kadar yasal olarak bağlayıcı uluslararası anlaşmalar:. Kyoto Protokolü, vb, Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü, Kimyasal Silahlar Sözleşmesi, Nükleer Deneme Yasağı Anlaşması) Bu çatışma şimdi nasıl ve çözümler ne ortaya çıkıyor? Şimdi, çünkü Lübnan İsrail hükümetleri, onların gerçek yüzünü zalim ve savaş yanlısı başkanları göstermek iddia kayıt başlar. İsrail Altyapı Bakanı Uzi Landau, bize ait "Lübnan talepleri bir şey. Suriye arkasındadır. Biz tehdit altında iseniz, bizim egemenlik, ne de kuvvet kullanımı savunmak için hiçbir şekilde dahil değildir. Bu rezervler stratejik bir varlık "dedi.. Burada her bir emperyalist ülkenin saf kültür mantık bkz: bizim için her şey (ya da "bizim" kapitalist) ve şiddet kullanarak durdurmak için varsa. Bir olarak "kardan pay anlaşma," şu anda Senkagu Adaları büyük doğal gaz depolama ile ilgili olarak Çin ve Japonya arasında var gibi - - Bu durumda bir "barışçıl" çözüm İsrail'in hasta görünen çok sesler olası. Daha ziyade, bu doğal gaz fon önemli ölçüde Ortadoğu'daki savaş riskini artırır çok olmasıdır. Özellikle Hizbullah - - Suriye ve İran şirketi müttefik olarak olurdu dahil Lübnan ile İsrail arasında askeri bir çatışma olacağını çünkü eğer (örneğin eyleme çağrılması, İran sadece son bir yıl içinde Lübnan 1 milyar dolarlık yatırım yaptı ). Kışkırtmak - - Bu hemen hemen tüm Arap ülkeleri ve İsrail emperyalizm arasında uzun süredir devam eden çatışmanın bir tırmanma olabilir AB ve ABD tarafından destekleniyor.

Donnerstag, 05. Januar 2012

Gast

iklefaerie@hotmail.com yukarıdaki yazıdan anlaşılacağı gibi sabetay yazarlarımız arasında gerçekten ülkemizi seven,vatansever iyi insanlar da var.hikmet beye tebrikler.haftanin de pkk dan habersiz kuş uçmaz.sınır ticaretinden asıl payı pkk ve peşmergeler alıyor.işin acı yanı bu 2 köy korucu köyü.asker kime emanet. murat sarıyalçın iklefaerie@hotmail.com türkmen gardaşlarım,her alevi türk değildir.birçok kripto ermeni ve süryani alevi,kürt kimliği altında gizleniyor.saygılar http://w[..] bu irkci fasizi sayifaya koyan .Türkmen Sitesi

Montag, 02. Januar 2012

Orhan CEYLAN ( Diese E-Mail-Adresse ist gegen Spambots geschützt! Sie müssen JavaScript aktivieren, damit Sie sie sehen können. ): Yeni Yıl Mesajı

Hayatta bizleri neler bekliyor İnsan yaşlandıkça beden tekliyor Dert üstüne gamı derdi ekliyor Düşer mi özüme yeni yılbaşı Yeni yılınızı tüm yüreğimle kutlar, daha nice yıllar sağlıkla başarıyla sevdiklerinizle birlikte görmenizi ve geçirmenizi diliyorum.

 

 Dün rüya yarın hayaldir... Rüyayı mutlu, hayali umutlu yapan bugündür, gönlünüz neyin özlemini çekiyorsa yarınlar size onu getirsin... Bütün canların Yeni yılı kutlu olsun...

 

Orhan CEYLAN

İğdeli Köyü Dernek Başkanı

Samstag, 31. Dezember 2011

Orhan CEYLAN ( Diese E-Mail-Adresse ist gegen Spambots geschützt! Sie müssen JavaScript aktivieren, damit Sie sie sehen können. ): Kutlama

Yeni yılınızı tüm yüreğimle kutlar, daha nice yıllar sağlıkla başarıyla sevdiklerinizle birlikte görmenizi ve geçirmenizi diliyorum..

 

Dün rüya yarın hayaldir... Rüyayı mutlu, hayali umutlu yapan bugündür, gönlünüz neyin özlemini çekiyorsa yarınlar size onu getirsin.

 

Bütün canların Yeni yılı kutlu olsun.

 

 Orhan CEYLAN

İğdeli Köyü Dernek Başkanı

Freitag, 30. Dezember 2011

Vedat TATAR ( Diese E-Mail-Adresse ist gegen Spambots geschützt! Sie müssen JavaScript aktivieren, damit Sie sie sehen können. ): Kutlama

Cehaletin yerine BİLGİYİ, Nefretin yerine SEVGİYİ, Karanlığın yerine AYDINLIĞI Elbirliğiyle getireceğimiz, İnancıyla...

 

MUSTAFA KEMAL'in ARZULADIĞI GÜÇLÜ, AYDIN ONURLU, ÇAĞDAŞ BİR TOPLUM OLABİLMEK UMUT VE DİLEĞİYLE YENİ YILINIZI KUTLUYOR

 

SEVGİ VE SAYGILARIMIZI SUNUYORUZ. Ankara KARAÖZÜ KÜLTÜR DERNEĞİ

 

Yönetim Kurulu Vedat TATAR Başkan, Senem UÇAR (Doğanay) 2. Başkan, İrfan Suat TEMEL Sayman, Tayyar SEVEN Yazman, Güler ADIGÜZEL (Doğanay) Üye DENETLEME KURULU İsmail KILIÇÖZGÜRLER Halil DALAK Zihni AVCI ŞAHRUH DERGİSİ YAYIN KURULU Soysal BAĞCI

Donnerstag, 29. Dezember 2011

Ekim 1917

Maraş'ta anmaya yasak, halka saldırı! Maraş Katliamı'nın 33. yıldönümünde katliamcı devlet yine terör estirdi. Kent jandarma ve polis tarafından abluka altına alındı. Kanlı katliamı lanetlemek ve yaşamını yitirenleri anmak için Maraş'a girmek isteyenlere jandarma kent girişinde gaz bombaları ve coplarla saldırdı

Samstag, 24. Dezember 2011

GastFaşizme Karşı Mücadel...

Maraş katliamı devletin katliam geleneğinde sadece bir halkadır. Maraş ve benzeri katliamların hesabını sormak ve yenilerine engel olmak; bu çürümüş devlete ve onun gerisindeki emperyalizme karşı kararlı bir mücadele vermekten geçiyor Faşizme Karşı Mücadele ve Birleşik Cephesi artik zamani, Faşizm, işçi sınıfı, emekçiler ve halkların en büyük düşmanıdır 60’lı yıllarda ‘Komünizme Karşı Mücadele’ dernekleri bugün MHP, BBP ve onların yarı-askeri örgütlenmeleri olan Ülkü-Türk Ocakları faşist örgütlenmeler olarak burjuvazinin elinin altında tutulmakta, gerektiği anda görevlendirilmektedir FAŞİZMİN İKİ TEMEL SİLAHI TERÖR VE PROPAGANDA DİMİTROV, faşizmi, "Tekelci burjuvazinin en gerici, en şoven, en emperyalist unsurlarının terörcü diktatörlüğü" ve; "Faşizm sermayenin emekçi halk kitlelerine, yöneltebileceği en azgın saldırıdır. "Faşizm dizginlenmemiş bir şovenizm ve yağma savaşıdır. "Faşizm kudurmuş bir gericilik ve karşı devrim hareketidir. "Faşizm işçi sınıfının ve bütün emekçi halkın en korkunç düşmanıdır." diye tanımlamaktadır. (Faşizme Karşı Birleşik Cephe, G. Dimitrov, Ekim Yayınları, syf:139. ) Faşizm, dünya halklarının gündemine gireli neredeyse bir asır, bunun en vahşi uygulamalarıyla tanımlanan Hitler Faşizminin İkinci Paylaşım Savaşı'nda ordularıyla birlikte yenilmesinin üzerinden ise 55 yıl geçmiştir. Ortaya çıkmasına neden olan koşulların ortadan kalkmadığı günümüz dünyasında, hemen hiç kimsenin açıkça savunmadığı ancak uygulayan kişi, ülke ve iktidarların hiç de az olmadığı faşizm üzerine çok şey yazıldı, söylendi. Bu diktatörlüğün nasıl ve hangi araçlarla kurulduğu ve sürdürüldüğüne ilişkin onlarca örnek yaşandı, yaşanıyor. Faşizm gerek İtalya ve Almanya'daki gibi aşağıdan yukarıya bir kitle tabanına dayanarak iktidar olsun, gerekse bütün yeni sömürge ülkelerde olduğu gibi yukarıdan aşağıya emperyalizm ve işbirlikçi oligarşiler eliyle örgütlensin; gerek açık, gerekse gizli olarak icra edilsin her zaman, kitle tabanına ihtiyaç duymuş, bunun için çalışmıştır. Bu mevcut iktidarını koruması ve daha uzun sürdürebilmesinin tek yoludur. Yani, yalnızca siyasal zorla iktidarını sürdürmesi imkansızdır. Mussolini bunu, "(...) devleti alabildiğince fazla yurttaşın oyu ile yönetmek istiyorum" diye belirtmiştir. Peki faşizm bu kitle desteğini nasıl sağlamakta ve iktidarını nasıl ve hangi araçlarla sürdürmektedir? Faşizmin gerek iktidar olmak, gerekse iktidarını korumak ve sürdürmek için hiçbir zaman vazgeçmediği iki temel silahı vardır: "TERÖR VE PROPAGANDA

Samstag, 24. Dezember 2011

GasCafer Avar ( Diese E-Mail-Adresse ist gegen Spambots geschützt! Sie müssen JavaScript aktivieren, damit Sie sie sehen können. ): KEMAL Atatürk Dünya lideri

Atatürk’ün Neyi Rahatsız Ediyor?

Atatürk Yaliniz Türkiye Lideri Degil, Dünya Lideri?

Atatürk düşmanlığı bu toplumda hâkim yer tutmuyor.

 Ölümünün 73.

 

yıldönümünde, dün Anıtkabir’deki görüntülere baktıysanız, bu gerçeği görmüş olmalısınız. Son yıllarda hız verilen ve on yıllardır yürütülen karalama kampanyalarına karşın, Anıtkabir dün yine doldu taştı. Öyle bindirilmiş kıtalar şeklinde değil. Her kesimden, her yaştan, her siyasi görüşten vatandaşlar Anıtkabir’e kendi arzularıyla gelip, Atatürk’e sevgilerini, saygılarını sundular.

 

Zengin, fakir, yaşlı, genç, başı açık, başı kapalı Anadolu halkı oradaydı… Manda mı kabul etseydi? “Aydın” kisvesi altında Atatürk’ü küçültmeye çalışan, liderliğini, ileri görüşlülüğünü, askeri, siyasi, uluslararası başarısını yok saymaya çalışanlar, yanlış yaptığını savunanlar Atatürk’ün neyinden rahatsız oluyorlar? Tüm mazlum uluslara örnek oluşturacak şekilde bir Ulusal Kurtuluş Savaşı yürütmüş ve başarıya ulaşmış olmasından mı? Atatürk karşıtlarına göre, böyle yapmasaydı da ne yapsaydı? İngiliz mandasını mı kabul etseydi, Amerikan mandasını mı?

Bağımsız bir devlet kurmak yerine bir İngiliz valiliği mi kursaydı? Sevr’in altına imza mı atsaydı? “Hatt-ı müdafaa yoktur sath-ı müdafaa vardır, bu satıh bütün vatandır” demeseydi de, “sath-ı müdafaa yoktur, hatt-ı müdafaa vardır, bu hat, benim arazidir” mi deseydi? Camiye gitmek, okul açmak için izin alınan bir Türkiye mi kursaydı? Saraya sığınıp İngiltere’ye mi kaçsaydı? Laik cumhuriyet mi rahatsız ediyor? Veya laik bir cumhuriyet kurması mı rahatsız ediyor? Din ile devlet işlerini ayırması, bilimi öncü kabul etmesi mi rahatsızlık veriyor? Laik bir devlet yerine, din devleti mi kursaydı?

Bilime, bilim adamlarına göre değil hurafelere göre mi hareket etseydi? Üniversiteler yerine medreseler mi kursaydı? Çarşafta mı bıraksaydı? Atatürk’ün neyi rahatsız ediyor? Türk kadınını çarşaftan çıkarması mı? Kadınların erkeklerin yapacağı her işi, her mesleği pekâlâ yapabileceğini göstermiş olması mı rahatsız ediyor? Türk kadınının da öğretmen, bilim insanı, doktor, mühendis, avukat, pilot, milletvekili olabileceğini kanıtlaması ve onları çarşaftan çıkarmış olması mı rahatsızlık veriyor? Ne yapsaydı? Türk kadınını çarşafta mı bıraksaydı; kız çocuklarının çarşafa girmesini mi teşvik etseydi, erkeğin üç adım gerisinden mi yürütseydi? Kızları okula göndermese miydi? Kadının şahitliği kabul edilmez mi deseydi? Ne yapsaydı yani? “Bizim sülalemiz” mi deseydi? “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Anadolu halkına Türk milleti denir” demeseydi de Anadolu halkı benim tebaamdır mı deseydi?

 

“Bu cumhuriyeti bizler kurduk, onu yükseltecek olan sizlersiniz” demeseydi de, “Bu cumhuriyeti bizler kurduk bizim sülalemiz yiyecektir” mi deseydi ve ona göre bir saltanat düzeni mi kursaydı? Ne yapsaydı? Demokratik cumhuriyet Atatürk böyle yapmasaydı: Devletle din işlerini birbirinden ayırmasaydı; ülkeyi dini referanslarla yönetseydi, anayasa, hukuk, kanun yerine fetvaları ve kadıları koysaydı; küçük kızların başını örtüp, kadınları çarşafa soksaydı, üniversiteler, bilim enstitüleri, Sümerbanklar, Etibanklar, Türk Hava Kurumu, demir çelik fabrikaları kurmasaydı, maden ve sanayi planı yapmasaydı, banka kurmayıp milleti tefecilerin eline bıraksaydı, dil ve tarih kurumunu, devlet tiyatrolarını, operayı, baleyi kurmayıp, kültürü sanatı, fotoğrafı, resmi, müziği günah saysaydı, o zaman buna mı demokratik cumhuriyet diyecektik? Bu mu demokrasi olacaktı? Rahatsızlık veren bu mudur? Atatürk Olmasaydi Bu günlere gelinirmiyidi ???

Kimin Ismi Ne Olurdu?? Hansmi, Yoksa, Alimi Bu Gün Kendi Evini Gecindiremiyenlerin Cogu Dünya Liderine dil uzatiyor ????

Atatürk’ün neyi rahatsız ediyor bu “aydın”ları?

 

KARPINAR KARPINAR KÖYÜ

WWW.KARPINARKOYU.COM

 WWW.KARPINARSITESI.COM

Freitag, 23. Dezember 2011

Atila Ceylan ( Diese E-Mail-Adresse ist gegen Spambots geschützt! Sie müssen JavaScript aktivieren, damit Sie sie sehen können. ): Başsağlığı

Karpınar Köyümüzden Hakka Yürüyen Süheyla Tahiroğlu’na Hakdan Işıklar içerisinde olmasını diler, tüm aile erkanına ve sevenlerine sabırlar dilerim.

 

 Not: Bu vesile ile Hakka Yürüyen tüm Canlarımıza Işıklar içerisinde olmalarını diler, yakınlarına ve sevenlerine sabırlar dilerim.

Atla Ceylan

Mittwoch, 21. Dezember 2011

TAZiYE: Karpinar Köyü Der,adina Genel Sek.Av.Ma...

KARPINARDAN MUSTAFA TAHİROĞLUNUN EŞİ SÜHEYLA TAHİROĞLU HAKKA YÜRÜMÜŞTÜR,BAŞTA EŞİ VE ÇOCUKLARINA,AİLESİ VE SEVENLERİE TAZİYELERİMİ BİLDİRİR ACILARINI PAYLAŞIRIM!

 

Karpinar Köyü Der Genel Sek.

adina

 Av.Mahmut ERDEM

Montag, 19. Dezember 2011

GastRADYODENIZLERIN SESI:

24.Aralik.1978 Maraş katliamı devletin katliam geleneğinde sadece bir halkadır. Maraş ve benzeri katliamların hesabını sormak ve yenilerine engel olmak; bu çürümüş devlete ve onun gerisindeki emperyalizme karşı kararlı bir mücadele vermekten geçiyor. unutmadik/ Fasizme karsi Birles

Montag, 19. Dezember 2011

 

Nummer anzeigen « StartZurück12345678910WeiterEnde »Seite 1 von 22